Google’ın ‘süper gözlükleri’

Projeyle bağlantısı olan Google çalışanlarının New York Times’a verdiği bilgiye göre, Google gözlükleri kullanıcının gözleri önündeki bilgi perdesi görevini görecek.

Aynı kaynaklar, 250-600 dolar fiyat arasına olması tahmi edilen gözlüklerin bu yıl sonunda piyasaya sürülebileceğini ifade etti.

NYT’nin elde ettiği bilgilere göre, Google gözlükler Android işletim sistenmiyle çalışacak, kullanıcının gözünden birkaç santim mesafede duracak küçük bir ekran içerecek. 3G veya 4G özelliği bulunacak gözlüklerde GPS’de yer alacak. Google, söz konusu proje hakkında açıklama yapmadı.

ÖZEL NAVİGASYON SİSTEMİ
9 to 5 Google blog sayfasının yazarlarından Seth Weintraub, ilk olarak Aralık ayında hakkında bilgi elde ettiği gözlüklerin tasarım açısından Oakley Thumps gözlüklerine benzeyeceğini öne sürdü.

Weintraub, blog sayfasında, “Google gözlüklerinin spesifik bir navigasyon sistemine sahip olacağını, kafa hareketleriyle ekranın akışının sağlanıp tuşlarının kontrol edileceğini” yazdı. Gözlüğün bu şekilde kullanımı o kadar kolay olacak ki, dışarıdan bakanlar hiçbir şey fark etmeyecek.

KAMERALAR HER YERİ GÖRECEK
Google çalışanları, gözlüklerin düşük çözünürlüklü kameraya sahip olacağını ve gözlüğü takan kişinin konumunu, etrafındaki binaları ve yakınındaki insanları her an denetleyebileceğini aktardı.

Google’ın, “gözlükleri sürekli takılacak bir akseuar olarak tasarlamadığını ancak gözlükleri çıkartmak istemeyecek ineklere karşı da temkinkli olduğu” söylentiler arasında. Bu yüzden, mühendisler gözlüklerin akıllı telefonlar gibi ihtiyaç duyuldukça kullanılması üzerinde odaklanıyor.

Mühendislerin, gizlilik sınırlarını ihlal etmemek için gözlükler tarafından kameraya kaydedilecek kişilerin, bundan haberdar olması konusunda güvence almaları gerektiğini tartıştıkları belirtildi.

GOOGLE’IN FÜTÜRİSTİK LABORATUARI
Google gözlükleri, şirketin robotlar, uzay asansörleri ve buna benzer fütüristik projeleriyle uğraşan X laboratuarlarında geliştiriliyor.

Gözlük projesinde yer alan kişilerden biri, Google’ın haritalama yazılımı Latitude projesinin yaratıcısı Steve Lee. Konuyla ilgisi olan kaynaklar, buradan yola çıkarak gözlüklerin en büyük özelliklerinden birinin konum bilgileri sağlamak olacağını ifade ediyor.  Gözlükler üzerinde kafa yoran bir diğer önemli isim, Google’ın kurucularından Sergey Brin.

YAZILIMLARLA UYUMLU OLACAK
Bir Google çalışanı, süper gözlüğün Google yazılılımlarıyla uyumlu olacağını ve ekranda belirecek bilgilerin, internet tarayıcılarının aksine çok daha gerçekçi bir görünüme sahip olacağını söyledi.

Gözlükler, verileri ilk olarak depolama servisi buluta aktaracak, oradan Google Latitude gibi yazılımlarla bilgi paylaşacak. Böylece, gözlükleri takan kişi yakınlarındaki binalar ve adresler hakkında bilgi edinecek. Kişi, arkadaşlarıyla bulunduğu konum hakkında bilgi alışverişi yapabilecek.

HERKES PROJEDE YER ALABİLİR
Gözlük projesi hakkında bilgisi olan kaynaklar, Google’ın gözlük projesiyle iş modellerine odaklanmadığını, tersine, projeyi herkesin katılabileceği bir deney olarak gördüğünü ifade etti. Eğer tüketicilere uyumlu olduğu görülürse, Google gözlükleri satışa sunabilir.

Google’ın, geçtiğimiz yıl “giyilebilen bilgisayarlar” üzerinde çalıştığı öne sürülmüştü. Analistler, şirketin bu alandaki ilgisinin, “bileğe takılabilen bilgisayarlar” olduğunu öne sürüyor.

San Jose Mercury News gazetesi, geçtiğimiz hafta elde ettiği bilgilere göre, Google’ın 120 milyon dolarlık bir elektronik ürün test etme tesisi kuracağını ve burada “hassas optik teknoloji” projelerinin yürütüleceğini iddia etti.

50 milyon yıllık çizgiler

Fotoğraflarda, belli bölgelerdeki yüzeyin iki yana gerilerek sığ, batık vadiler oluşturduğu ifade edildi. Ay’da uzun ve ince vadilerin ortaya çıkarılması, “graben” olarak adlandırılan bu yapıların 50 milyon yıl içinde yaşanan tektonik faaliyetler sonucunda ortaya çıktığı görüşünü destekledi.

Elde edilen en son bulgular, Ay’ın zannedildiği gibi 4.6 milyar yıl önce tamamen erimediğini, katı çekirdeğinin erimiş kaya okyanusuyla kaplı olduğunu ortaya koydu.

Ay’ın geçmişi hakkında yeni bilgiler ortaya koyan graben, 2009 yılında uzaya gönderilen LRO uzay aracının yüksek çözünürlüklü kamerası tarafından tespit edildi.

ABD’nin Houston kentindeki Ay ve Gezegen Enstitüsü yetkilisi Patrick McGovern, “ LRO uzay aracının çektiği fotoğraflar olmadan Ay’ın yüksek ve alçak bölgelerinde böyle bir keşif yapmanın mümkün olmayacağını” ifade etti.

AY’IN YÜZEYİNDEKİ KIRIŞIKLIKLAR
ABD’nin başkenti Washington’daki Ulusal Hava Uzay Müzesi’nden araştırmacı Thomas Watters, 2010 yılında yaptığı araştırmada, Ay’ın oluştuğu günden bu yana yaklaşık 182 metre çöktüğünü öne sürmüştü.

Çalışmasını LRO’nun Ay’ın yüzeyinde görüntülediği çatlak ve kıvrım benzeri yapılara dayandıran Watters, Ay yüzeyinin soğuduktan sonra, “büzüldüğünü” savunmuştu.

Watters ve meslektaşları en son çalışmalarında, geçmişteki incelemelerde fark edilmeyen grabenin, Ay’daki fay hatları arasında yaşanan kırılma, çökme ve gerilmenin sonucunda oluştuğunu ifade etti.

National Geographic News’a konuşan Watters, “tespit edilen kıvrım ve çatlakların 50 milyon yıldan daha eski olamayacağını ve Apollo sismik ağı tarafından kaydedilen Ay depremleriyle bağlantıları bulunabileceğini” belirtti. Apollo sismik ağı, 1969 ile 1977 yılları arasında Ay üzerinde sismik faaliyetleri kaydetmişti.

AY’IN TÜMÜ KÜÇÜLMÜYOR
Keşfedilen grabenin, Ay yüzeyinin geneline yayılmadığına dikkat çeken Watters, Dünya’nın uydusunun sadece birkaç bölgede tektonik faaliyetlere maruz kaldığını söyledi. Bu da Ay’da yaşanan “büzüşmenin” düşük seviyeli olduğu bulgusunu destekledi.

Gök bilimcilerin elde ettiği yeni bilgiler aynı zamanda Ay’ın ilk oluştuğu dönemde tamamen erimediğini gösterdi. Ay ve Gezegen Enstitüsü’nden McGovern, “Böyle bir şey gerçekleşseydi bugün incelediğimiz graben oluşmazdı” dedi.

Apple oyunlarının yeni lideri

iTunes store’da henüz geçtiğimiz ayın ortasında yerini alan Jigsawyer HD, bir aylık süre içinde 71 ülkedeki iPad ve iPhone kullanıcıları tarafından indirildi. Yapboz oyunu, sırasıyla en çok ABD, Kanada ve Türkiye’deki kullanıcılar tarafından oynanıyor.

Gerçek bir yapboz tecrübesi yaşatan Jigsawyer HD, beş farklı kategoride 100’den fazla yüksek çözünürlüklü imaj sunarken, kullanıcılarına farklı zorluk seviyelerinde dört parçadan 300 parçaya kadar yapboz oluşturma olanağı da sağlıyor.

Jigsawyer HD+ kullanan yapboz severler, çektikleri fotoğrafları ve fotoğraf albümlerinden seçtikleri kareleri  yapboz haline getirebiliyor.

Jigsawyer’in 1.2 versiyonu, 16 Şubat 2012 tarihinde yayımlandı. Oyun appstore’da ‘Jigsawyer’ ismi ile aratılıp, ücretsiz indirilebilir.

Oyunun itunes linki ise; http://itunes.apple.com/us/app/jigsawyer-hd/id491632809?mt

Appcus, Apple’ın işletim sistemi iOS’nin yanı sıra, Android, Blackberry, Bada, Symbian platformları için de uygulama ve oyun geliştiriyor.

Megaupload’ın kurucusu serbest

Megaupload'ın kurucusu serbest

ABD’nin iade edilmesi için gösterdiği çabalara karşı mücadele edeceğini de açıklayan Dotcom, polisin kendisine iyi davrandığını da vurguladı.
Soyadını mahkemede Dotcom olarak değiştiren Almanya ve Finlandiya vatandaşı Kim Schmitz’in, 2010 yılından beri Yeni Zelanda’da oturma izni var. Dotcom,

Megaupload şirketinin kayıtlı olduğu Hong Kong’da da yaşıyor. ABD’nin internet korsanlığıyla suçladığı Dotcom, geçen ay Yeni Zelanda’da tutuklanmıştı. Dotcom’ın kefaletle serbest bırakılması talebi daha önce reddedilmiş ve 22 Şubat’a kadar cezaevinde kalmasına karar verilmişti.

Amerikan makamları, Dotcom’ı yalnızca 2010 yılında internet üzerinden faaliyetleri sayesinde 42 milyon dolar kanundışı gelir sağlamakla suçluyor.

Google’ın gözlüğü ne zaman geliyor

Google'ın gözlüğü ne zaman geliyor

New York Times’ta yayınlanan habere göre, Google gözlüğü üzerinde çalışmalarını yoğunlaştırmış durumda ve en geç Aralık ayına kadar gözlüklerin satışa sunulması öngörülüyor.

250 ile 600 dolar arasında bir fiyat etiketine sahip olması beklenen gözlükler Google’ın X Projesi kapsamında geliştiriliyor. Cep telefonu mantığıyla çalışan ve Android işletim sistemini kullanan gözlüklerin üzerinde dahili kamera ve LED flaş dahi yer alıyor. Kullanıcılar, gözlükteki ekran görüntüsünde kontrolü sağlamak için başını sağa, sola, öne ve arkaya sallıyor. İnternete girebilen cihaz, 3G ve 4G teknolojilerini de destekliyor.

Mikrofon girişinin de bulunduğu gözlükler, kişi hakları sorununu da gündeme getireceğe benziyor. Zira kamerasıyla görüntü alabilen ve herhangi bir gözlüğe benzeyen bu cihazın vatandaşların haberi olmaksızın görüntülenmesine aracılık etmesi söz konusu.

Kim Dotcom serbest

Yeni Zelandalı yargıç, Dotcom’un, yetkililerin paralarına el koyması nedeniyle ülkeden kaçamayacağı kanaatine vardı. Mahkeme dışında gazetecilere kısa bir açıklama yapan Dotcom, evine gidip üç küçük çocuğu ve hamile eşini göreceğini söyledi.

ABD’nin iade edilmesi için gösterdiği çabalara karşı mücadele edeceğini de açıklayan Dotcom,  polisin kendisine iyi davrandığını da vurguladı.

Soyadını mahkemede Dotcom olarak değiştiren Almanya ve Finlandiya vatandaşı Kim Schmitz’in, 2010 yılından beri Yeni Zelanda’da oturma izni var. Dotcom, Megaupload şirketinin kayıtlı olduğu Hong Kong’da da yaşıyor.

ABD’nin internet korsanlığıyla suçladığı Dotcom, geçen ay Yeni Zelanda’da gözaltına alınmıştı. Dotcom’ın kefaletle serbest bırakılması talebi daha önce reddedilmiş ve 22 Şubat’a kadar cezaevinde kalmasına karar verilmişti.

ABD makamları, Dotcom’ı yalnızca 2010 yılında internet üzerinden faaliyetleri sayesinde 42 milyon dolar kanundışı gelir sağlamakla suçluyor.

BASKINLA GÖZALTINA ALINDI
Dünya genelinde 150 milyondan fazla üyesi bulununa Megaupload.com, 20 Ocak’ta ABD Adalet Bakanlığı’nın aldığı kararla kapatılmıştı. Site, telif hakları sahiplerini en az 500 milyon dolar zarara uğratmakla suçlanıyor.

Kim Dotcom, aynı gün ABD’nin talebi üzerine Yeni Zelandalı yetkililer tarafından gözaltına alındı. Dotcom, Auckland kenti yakınlarındaki 30 milyon dolarlık malikanesine düzenlenen baskında ele geçirilmişti.

Dotcom, mal varlıklarına el konmasının ardından ABD veya Almanya’ya iade edilmeyi reddetmiş ve beş parasız bir halde ailesini geçindiremeyeceğini söylemişti. Dotcom, mal varlığına yeniden sahip olmak için hukuki mücadelesine devam edeceğini ifade etti.

Diablo III’ten haber var

Diablo III'ten haber var

Blizzard, geçtiğimiz ay Diablo III’de önemli değişiklikler yapmayı planladığını açıklamıştı. Bu sırada, kapalı beta aşamasında bulunan oyunun yenilenen yetenek ve “rune” sistemleri hakkında bilgiler, Diablo III resmi web sitesinde yayınlandı.

Diablo III’ün direktörü Jay Wilson tarafından açıklanan yetenek (skill) sistemi, Birincil Saldırı, İkincil Saldırı ve Defasif olarak üç farklı kategoriye ayrılacak. Wilson, bu yöntemi yetenekleri tasarlamakta kullandıklarını, ancak bunları öncesinde kullanıcıya göstermediklerini söylüyor.

Yetenek sisteminin arayüzünde yapılan bir değişiklik sayesinde ise yetenek seçimi, Diablo III’ün alt çubuğu ile bağlantılı hale getirilecek. Bu sayede oyuncuya 6 slotta kullanabileceği bir yetenek listesi sunulacak. Beta sürümünde herhangi bir slotta herhangi bir yeteneği seçmek mümkün oluyordu. Yetenek seçmekte daha fazla özgürlük isteyen oyuncular ise “Elective Mode” sayesinde istediği slota istediği yeteneği yerleştirebilecek.

Rune sisteminde yapılan bir değişlik sayesinde ise bu öğeler, artık oyun için fiziksel öğeler olmayacaklar ve yetenek sisteminin bir parçası haline gelecekler. Dolayısıyla isimleri de “skill runes” olacak. Oyuncu, her seviye atladığında ise en az bir “skill rune”un kilidini açmış olacak.

Kapalı beta aşamasında olan Diablo III, şu an belirli bir kullanıcı kitlesi tarafından test ediliyor. Senelerdir beklenen oyunun 2012′nin 2. çeyreğinde nihayet yayınlanması bekleniyor.

HAFIZALARA KAZINAN EFSANE BİLGİSAYAR OYUNLARI

iPad 3′ün gizlisi kalmadı

iPad 3'ün gizlisi kalmadı

Apple’ın Mart’ın ilk haftasında iPad 3′ü göstereceği bilgisinin ortaya çıkmasının ardından beklenen tablet hakkındaki dedikodular yoğunlamıştı. Şimdi ise iPad 3 parçalarını elde eden bazı siteler, tabletin ekran çözünürlüğünün gerçekten de daha yüksek olduğunu söylüyorlar.

iPad 3′ün iPad 2′ye boyut ve şekil olarak oldukça benzer olacağı düşünülüyor. Bir iPad 3 ekranını ele geçirmeyi başaran Mac Rumors’a göre ise cihaz, 2048×1536 çözünürlüğe sahip olacak. iPad ve iPad 2′nin çözünürlüğü ise 1024×768 idi.

MacRumors bu iddiasını iPad 2 ve iPad 3 ekranlarını mikroskop altında inceleyerek ortaya atıyor. MacRumors, iPad 2′de 4 piksellik kümeler görürken, iPad 3′de 16 piksellik kümeler gözlemlemiş. Bu arada iPad 3′ün devre kartını da ele geçiren MacRumors, cihazın bir çift Hynix 16GB belleğe, geliştirilmiş bir güç yönetimi çipine ve yine geliştirilmiş bir çip-üzerinde-sistem çipine sahip olduğunu söylüyor.

Ancak iPad 3, siteye göre üzerinde beklenen “A6″ işlemcisini değil “A5X” adında bir işlemcisini taşıyor. iPad 3′ün 8 megapiksel kamerayla geleceği bilgisi de veriliyor.

‘Türkiye’deki potansiyel harika’

Yaklaşık bir yıl önce LinkedIn’in EMEA Genel Müdürlüğü görevine getirildiniz. Bu süre içerisinde, bu bölgedeki LinkedIn ağını güçlendirmek için ne gibi bir strateji uyguladınız?

İş stratejimiz her zaman için üyelerimizin artan ihtiyaçlarına yenilikçi yollarla yanıt vermek olmuştur. Geçtiğimiz yıl EMEA’da bu yaklaşımı uyguladım ve şu anda LinkedIn’de 31 milyonun üzerinde Avrupalı var. Bu bölgedeki büyüyen pazarlama ve işe alım çözümleri müşterilerimiz sayesinde İsveç, Almanya ve İtalya’da ofis açtık ve sitenin Rusça, Romence, Türkçe, İsveççe, Çekçe ve Hollandaca olmak üzere yerel dillerdeki versiyonunu hayata geçirdik.

Türkiye’de nasıl bir altyapı inşa ediyorsunuz? LinkedIn’in Türkiye’de kaç çalışanı var? Ne gibi faaliyetlerde bulunuyorsunuz?

BASF, Gefco ve Philips gibi şirketler, LinkedIn Türkiye’nin Pazarlama Çözümleri aracılığıyla hedeflenen tanıtım kampanyalarının müşterilere ve potansiyel müşterilere ulaşmasında şirkete yardımcı oluyor. Yerel bir şirket olan Publik, kısa bir süre önce LinkedIn ile bir münhasır pazarlama çözümleri ortaklığı sözleşmesi imzaladı. Yani, ilk kez olmak üzere, LinkedIn’de sosyal medya pazarlama kampanyaları yürütmek isteyen Türk şirketleri yerel desteğe sahip olacak.

Türkiye hakkındaki genel görüşünüz nedir? Ticari sektördeki potansiyel hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türkiye, Avrupa’da en hızlı büyüyen ekonomilerden birisi ve mevcut ekonomik duruma rağmen Türkiye gibi ülkelerin iyi bir gidişata sahip olduğunu görmekten memnunum. EMEA bölgesinde LinkedIn açısından en hızlı büyüyen ülke olmasından dolayı Türkiye’de harika bir potansiyel görüyorum.

Yurtdışında çalışmayı düşünenler için, potansiyel yabancı işverenlere kendilerini tanıtmak adına LinkedIn’den daha iyi bir yer olabileceğini düşünmüyorum.

Avrupa’daki kriz ve Orta Doğu ve Afrika’da meydana gelen Arap Baharı yabancı ülkelerde iş arama eğilimini nasıl etkiledi? Ekonomik ve siyasi sorunlar bölgedeki iş arama eğilimini tetikledi mi?

Arap Baharının yabancı ülkelerde iş arama pazarını ne şekilde etkilediğine dair elimde küresel bir veri bulunmamakla birlikte, içerisinde yaşadığımız profesyonel dünyanın global olduğunu biliyorum.

LinkedIn, dünya genelinde 150 milyonun üzerinde profesyonelin bulunduğu, 2 milyondan fazla şirket sayfasının yer aldığı ve her gün binlerce iş ilanının yayınlandığı bir profesyonel ağ. Üyelerimiz, iş arama çabalarında tüm bu bilgilere sürekli bir şekilde erişebilmekte.

LinkedIn  küresel şirketlere, büyük siyasi ve ekonomik değişikliklerin yaşanmakta olduğu Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da yetenek arama veya yatırım yapma konularında yardımcı olabiliyor mu?

LinkedIn, yeteneklerin iş imkanları ile eşleşmesine yardımcı olur. Örneğin, kurumsal işe alım çözümlerimiz Fortune 100 şirketlerinin yüzde 75’i tarafından kullanılmaktadır ve aşağıda belirtilenler gibi şirketlere yetenek avcılığı konusunda yardımcı olmak üzere çeşitli seçenekler sunmaktayız:

Kariyer Sayfaları (Career Pages), gerçek zamanlı analitikler, şirketlerin kendi markalarını LinkedIn’de kimlerin görüntülediğini ve etkileşime geçtiğini anlamasını sağlamaktadır.

LinkedIn Kariyer Uzmanı Kurumsal (LinkedIn Recruiter Corporate) hesabı, tüm LinkedIn ağı içerisinde bütün isimlere erişmenin tek yolu.

LinkedIn Yetenek İletişim Hattı (LinkedIn Talent Pipeline), kariyer uzmanlarının, ister LinkedIn’den ister başka bir yerden olsun, herhangi bir kaynaktaki tüm yeteneklerin sayısını arttırmasını, takip etmesini ve bağlantıda kalmasını sağlayan bir LinkedIn Kariyer Uzmanı (LinkedIn Recruiter) uzantısı.

Bizimle Çalışın İş İlanları (Work With Us Jobs for You Ads), şirketin kişinin en çok ilgi alanına giren üç işi, kişinin LinkedIn profilinde münferit olarak görüntülenir.

Bizimle Çalışın Banner İlanları (Work with Us Banner Ads), banner şeklinde bir işe alım markası mesajı görüntüler. Bunlar tipik olarak, görüntüleyen kişinin işe alım markası içeriğini ve kişiselleştirilmiş işleri göreceği şirkete ait LinkedIn Kariyer Sayfalarına (LinkedIn Career Pages) gider.

LinkedIn İşe Alım Öngörüleri (LinkedIn Recruitment Insights), dünyanın dört bir yanındaki organizasyonların daha etkin bir şekilde işe alım yapmasını sağlayan araştırma aracı. Yapılan araştırmalar, bir işi seçerken hangi adayların en çok özeni gösterdiğini ve rekabete dayalı bir şekilde bir şirkette çalışma hakkında ne düşündüklerini ortaya çıkartır. Sonuç, işe alım müdürleri ve kariyer uzmanlarına gelecek adaylara yönelik mesajlarını oluşturmalarına ve gerçekten yankı uyandıran kampanyalar oluşturmalarına yardımcı olur.

LinkedIn İle Başvur (Apply with LinkedIn) eklentisi de artık mevcut yetenek izleme hizmetine göre özelleştirilebilmektedir ve LinkedIn, bu ek işlevselliği binlerce şirkete sunmak üzere en iyi Başvuru Takip Sistemi (ATS) ortakları ile işbirliği yapmaktadır.

LinkedIn insanların dünyanın dört bir yanında iş bulmaları ve iş bağlantılarını güçlendirmelerinin yanı sıra,  şirketlerin iş arama ve işe alma masraflarını azaltmalarında nasıl yardımcı oluyor? LinkedIn kullanıcılarının elde ettiği en iyi avantaj nedir?

Daha önceden de söz edildiği üzere, LinkedIn’in şirketlerin işe alım masraflarını azaltmaya ne şekilde yardımcı olabileceğine bir örnek olarak LinkedIn İşe Alım Öngörülerini (LinkedIn Recruitment Insights) verebiliriz. Ayrıca, şirketlerin yetenekleri daha etkin bir şekilde şirkete dahil edebilmelerine ve böylece daha verimli olmalarına yardımcı olarak, şirketlerin geleneksel yöntemlere oranla LinkedIn’i kullanarak açık pozisyonlarını daha hızlı bir şekilde doldurduklarını görmekteyiz.

LinkedIn’i işe alım amaçlı olarak kullanan şirketler açısından en önemli avantajlardan birisi, sadece iş arayanlarla değil, ayrıca doğru fırsatın sunulması halinde işini değiştirmek isteyebilecek yüksek kalitedeki pasif adaylarla da irtibata geçebilecek olmalarıdır. LinkedIn, dünya genelinde 150 milyonun üzerinde potansiyel adaya erişim sağlar.

LinkedIn ‘in bugün dünya genelinde 150 milyonun üzerinde üyesi var. İnsanların taleplerini karşılayan ilk ağ olmanız nedeniyle böyle bir başarı elde ettiniz. Bu başarıyı elde etmenizdeki diğer faktörler nelerdi? Diplomat eğitimi almış bir müdür olarak, sahip olduğunuz vizyon nedir?

Başarımızın en önemli etkeni üyeleri ön planda tutmamızdır. Bu bizim ana önceliğimiz. Ayrıca, sürekli olarak yenilikler yapıyoruz ve faydalı yeni öngörüler ve bilgileri üyelere sunmak üzere LinkedIn’e bu sene eklenmiş olan iki yeni özelliğe/ürüne dikkatinizi çekmek isteriz. Tüm üyelerimiz LinkedIn’de zamandan tasarruf ediyor, boş yere harcamıyor:

LinkedIn Today, ilgilendiğiniz sektörlere ve alanlara dayanarak özelleştirilmiş bir şekilde, LinkedIn ve Twitter’da paylaşılan ve okunan günün önemli haberlerini sunar. Üyelerimizin büyük bir kısmının tüm haberleri okuyabilmek için ayırabilecekleri süre beş dakika. LinkedIn Today, gereksiz olan şeyleri bir kenara bırakıp sadece her gün daha iyi bilgi sahibi olmanız için gerekli olan önemli başlıkları size sunar.

LinkedIn’de bir paylaşma butonu var ve Fransa’da Les Echos ve Le Monde, Almanya’da W&V ve İngiltere’de Daily Telegraph ve The Economist başta olmak üzere giderek daha fazla sayıda medya kuruluşu bunu kendi sayfalarına ekliyor.

LinkedIn Signal, üyelere bir profesyonel olarak kendilerini en çok ilgilendiren bilgileri ve haberleri almanın yeni bir yolunu sunmaktadır. Signal, sonu gelmeyen durum, güncelleme ve haber akışı içerisinde en ilgili öngörüleri alır. Bir başka ifade ile Signal, bugünün profesyonellerinin etrafında dolanan gürültüden bir anlam çıkartmanıza yardımcı olur.

LinkedIn’in EMEA bölgesinde kaç üyeye sahip olacağını düşünüyorsunuz? LinkedIn bu bölgeye neler getirecek?

Şu anda Avrupa’da 31 milyonun üzerinde üyemiz var ve saniyede 2 üye hızıyla büyüyoruz. Bu sayının zamanla artmasını bekliyoruz.

Bir LinkedIn profiline sahip olmanın değeri, üyelerimize kendi profesyonel kimliklerini tanımlamalarına, yeni öngörüler elde etmelerine ve kendi profesyonel kişilerinin sayısını arttırmalarına yardımcı olmanın altında yattığında, misyonumuz, bir şirket olarak dünyanın tüm profesyonellerine bağlanmaktır.

Şirketler için bu üyelerle bağlantıya geçmenin benzersiz yollarını sunuyoruz. İşe alım amaçları için LinkedIn, şirketlerin en iyi yetenekleri kendilerine çekmesine ve yüksek kalitedeki pasif adaylarla irtibata geçmelerine yardımcı olmaktadır, ancak reklam verenlerin dikkat çekmesini de yardımcı oluyoruz.

LinkedIn, pazarlamacılar ve ajanslar için yüksek etki alanına sahip reklam çözümleri sunarak, ticari bağlamda etkili, zengin ve son derece eğitimli bir kitleye erişim konusunda benzersiz bir yeterlik sağlamaktadır. Bu, LinkedIn’in diğer önde gelen ticari ve sosyal medya web sitelerine oranla daha yüksek bir ticari karar verici, yüksek gelir sahibi ve lisans ve lisansüstü mezunu bileşimine sahip olması nedeniyledir. EMEA bölgesine yönelik potansiyel, bu büyüme yolunu izlemektedir.

ARIEL ECKSTEIN KARİYERİ
LinkedIn EMEA Bölgesi Genel Müdürlüğü görevine Mart 2011’de başlayan Ariel Eckstein. Şirket stratejilerini geliştirme, yönetim ve Avrupa, Ortadoğu, Afrika bölgelerindeki girişimlerin artışına odaklı olarak çalışıyor. Eckstein bir önceki görevinde, LinkedIn EMEA bölgesinde İşe Alım Çözümleri Genel Müdür olarak çalıştı.

LinkedIn’den önce AOL Avrupa İş Geliştirmeden Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak arama mobil ve yeni pazar birimlerini yöneten Eckstein, Avrupa Birliği (AB) stratejik ortaklığında iş geliştirmeden sorumluydu. Eckstein, AOL ABD’deyken, AOL’un Japonya reklam ağı pazarına girmesini yönetti ve AOL Hindistan ile AOL Latino’nun duyurulmasında yönetim rolü üstlendi.

Firefox’a antivirüs şoku

Firefox'a antivirüs şoku

Firefox’da ziyaret ettiğiniz sitelerin ne kadar güvenli olduğunu gösteren McAfee “SiteAdvisor” eklentisinin büyük miktarlarda bellek sızıntısına neden olduğu, dolayısıyla Firefox’u yavaşlattığı ortaya çıktı.

Firefox’un zor bir rekabet döneminden geçtiğini düşündüğümüzde bu sorun, Mozilla’nın pek de kabul edebileceği cinsten değil. Gelişme üzerine Mozilla mühendisi Nicholas Nethercote, kullanıcılara eklentiyi hemen devre dışı bırakmalarını önerirken, Mozilla’nın McAfee’nin sahibi Intel’i de hata düzeltilene dek engellemek üzere olduğunu söyledi.

Nethercote’un SiteAdvisor 3.4.1′de keşfettiği bellek sızıntısı, örneğin bir sekmeyi kapattığınızda bu sekme tarafından kullanılan belleğin boşaltılmamasına neden oluyor. Bu ise bir süre sonra web tarayıcısında büyük hız sorunlarına yol açabiliyor.

Gelişmeler üzerine McAfee’den bir açıklama geldi. McAfee, SiteAdvisor 3.4.1′deki bellek sızıntısını onaylarken, sorunun düzeltildiğini, yeni sürümün bu hafta içinde yayınlanmasının planlandığını söyledi.