Fransa’da senato gündemindeki yasa teklifi

-”Senato binası önünde ’daki varlığımızı bugün bir kez daha göstereceğiz” Demokratlar Birliği Başkanı Ahmet Oğraş, kökenli vatandaşların bugün genel kuruldaki oylama öncesinde senato binası önünde varlıklarını bir kez daha göstereceklerini söyledi.

’daki Türk dernekleri temsilcilerinden oluşan bir heyet ile bugün senatoya gideceklerini ve burada oylamadan önce yetkililerle bir kez daha görüşeceklerini ifade eden Oğraş, şu ana kadar yaklaşık 5 bin mektubunun senato yönetimine iletildiğini söyledi.
Oğraş, Fransa’nın önde gelen gazeteleri Liberation, ve Le Monde’a tam sayfa ilan verdiklerini belirterek, bu ilanlarda, yasa teklifine Fransa’nın ünlü tarihçilerinin ve uzmanlarının da karşı çıktığının vurgulandığını söyledi.

Muhalifler, Arap Birliği’nin kararından memnun değil

’de muhaliflerin oluşturduğu Yerel Koordinasyon Komiteleri (LCC), ’nin, gözlemcilerin görev süresini bir ay daha uzatmasını, “rejimin ölüm makinesine yeni bir fırsat” şeklinde değerlendirdi.

Gözlemcilerin bir aylık misyonu sırasında 795 insanın öldürüldüğüne dikkat çekilen açıklamada; askerlerin şehirlerde çekilmesi, tutukluların serbest bırakılması ve kayıpların akıbetlerinin belirlenmesi hedeflerine de ulaşılamadığı kaydedildi.
LCC, ’nden, misyonunun başarısız olduğunu ilan ederek BM’den yardım talebinde bulunmasını istedi.

Çinliler kokoreçe de el attı

– Farklı mutfakları ve damak tatlarıyla aralarında kurbağa, yılan, salyangoz ve bazı böceklere yemeklerinde yer veren Çinliler, ülkede ekonomik refahın her geçen gün artmasıyla lezzetlerine de yönelmeye başladı.

İtalyanlardan pizzayı, Fransızlardan şarabı mutfaklarına kazandıran Çinli girişimciler, Türkiye’den de kokoreçi gözlerine kestirdi.

Türkiye’ye yaptıkları iş gezilerinde damak tatlarına uygun bol baharatlı kokoreçi keşfeden Çinliler, Türkiye’den kokoreç ithali için girişimlere başladı. merkezli SBA Kokoreç firmasının Adana’daki üretim tesisini gezen Çinli işadamları, ayda 30 ton kokoreç almak için talepte bulundu.

SBA Kokoreç Genel Müdürü Salim Kayalı, kokoreçin İzmir’den tüm Türkiye’ye yayıldığını belirterek, daha önceleri akşamları seyyar tezgahlarda satılan kokoreçin bugün birçok fast food zinciri ve restoranda nezih bir ortamda tüketiciyle buluşarak mutfağında hak ettiği itibarı kazanmaya başladığını söyledi.

Türklerin yoğun olarak yaşadığı her ülkeden kokoreçe yoğun talebin olduğunu aktaran Kayalı, Birliği ülkelerine kokoreç ithalinin prosedür açısından zor olmasından ötürü ve Çin’den gelen talepleri dikkate aldıklarını dile getirdi.

‘TALEP UCU UCUNA KARŞILANIYOR’
Son dönemde özellikle Çinli işadamlarının kokoreç ithal etmek için kendilerine tekliflerde bulunduğunu ifade eden Kayalı, görüşmelerle ilgili şu bilgileri verdi:

”Çinliler birçok defa bizim Adana’daki üretim tesisimizi gezdi. Bizden ayda 30 tona yakın kokoreç talep ediyorlar. Ancak bu Türkiye’deki küçükbaş hayvan varlığı düşünüldüğünde oldukça yüklü bir miktar. Görüşmelerimiz sürüyor ama hem çok ucuz fiyata almak istemelerinden hem de söz konusu miktarın iç pazarda sıkıntı yaratma riskinden ötürü teklife pek sıcak bakmıyoruz. Çünkü Türkiye’de üretilen aylık 250 ton kokoreç talebi ucu ucuna karşılıyor. Onların istediği 30 tonu verirsek yaz aylarında iç pazarda kokoreç sıkıntı yaşanır. Kokoreçin bir şişini (ortalama 4,5 kilogram) iç pazarda 75 liraya satıyoruz, bize verikleri tekliflerini bu fiyata çekerlerse anlaşılmaması için hiçbir sebep yok.”

KOKOREÇTE LEZZETİN SIRRI ALTIN ORAN
Kökeni Balkanlara dayanan kokoreç erkek kuzunun bumbar, ince bağırsak ve iç yağının şişe sarılmasıyla hazırlanıyor. Meşe kömürü ateşinde yeterli pişkinliği gelen kokoreç zırhlanarak kuşbaşı büyüklüğüne getiriliyor. Dökülen kimyon, kekik ve kırmızı pul biber gibi baharatlarla harmanlanan kokoreç daha sonra ekmek arasında servis ediliyor. Yüzde 60 bumbar, yüzde 30 bağırsak ve yüzde 10 iç yağı şeklinde olan kokoreçteki bu ideal karışımı, ustalar ”altın oran” diye tanımlıyor.

Avrupalı krizde evine çekildi domatese ilgi arttı

İZMİR – ekonomilerini derinden etkileyen ekonomik krizin, ülkelerinde yaşayan insanların dışarda yemek alışkanlığından uzak durmalarına, dolayısıyla Türkiye’den ’ya yapılan başta domates olmak üzere yaş sebze ve meyve ihracatında artışa yol açtığı bildirildi.

İzmir’in ilçesinde jeotermal enerji kullanılan 600 dönümlük sera alanında domates ve biber üretimi yapan Agrobay AŞ’nin Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Şentürk, yeni başlayan sera üretim sezonunda, iç ve dış talebin iyi olduğunu, geçen yıla göre daha yüksek oranda satış beklediklerini söyledi.

Dünyanın en büyük 5 sera üreticisinden birisi olduklarını, Türkiye’nin de bu alanda en büyük üreticisi ve ihracatçısı olduklarını belirten Şentürk, bu yıl özellikle , ve Rusya’dan gelen taleplerin memnuniyet verici düzeyde olduğunu ifade etti.

Şentürk, bu artışın nedenlerine ilişkin ’daki alıcılarla yaptıklarını görüşmelerde, bunun ”kriz kaynaklı olduğu” yorumlarının yapıldığını dile getiren Şentürk, şunları kaydetti:

”Avrupa’da insanlar kriz sonrası tasarruf etme eğilimi içine girdi ve dışarıdan söylemek yerine kendi yemeklerini yapmaya başladı. Bunun domates başta olmak üzere yaş sebze meyveye talebi artırdığı ifade ediliyor. Hazır yemek kültürünün artık bittiği belirtiliyor. Kriz sözleri sanayisini olumsuz etkiliyor, ancak tarıma katkıları oldu. ve pazarlarına yaptığımız ihracatta henüz sezonun başında olmamıza rağmen yüzde 30-35 artış var. İngiltere’de Tesco mağazalarına domates gönderiyoruz. Haftada 4 tır domates gönderiyoruz. Talebe yetişmeye çalışıyoruz.”

Bu yıl domates ve biberde geçen yıla göre yüzde 20 artışla 12-13 milyon avro civarında bir ihracat yapmayı öngördüklerini bildiren Şentürk, tarım sektöründe planlama yapmanın çok mümkün olmadığını, sezonun bu düzeyde devam etmesi halinde yılı başarılı biçimde kapatacaklarını söyledi.

DOMATESİ DE MARKA OLMA YOLUNDA’
Şentürk, Türkiye’de tarım ürünlerinde kalitenin giderek arttığını, pazar bulma konusunda sıkıntı yaşamadıklarını belirterek, ihracata başladıkları bir kaç yıl öncesine kadar Almanya’daki marketlerde en pahalı ürünün İspanyol domatesiyken, bugün kalitesiyle en pahalı domatesin Türk domatesi haline geldiğine işaret etti.

Türkiye’nin, tarımda dünyanın en iyisi olabilecek potansiyele sahip olduğunu ifade eden Şentürk, ”Bunu değerlendirmek için yaptığımız modern yatırımlarla kısa sürede bunu ispat ettik. Türk domatesi Avrupa’nın en pahalı ürünü, marka olma yolunda ilerliyor. Bunu katma değeri daha yüksek ürünlere de taşımak durumundayız” dedi. 

‘YENİ HAL YASASI FİYATLARI DÜŞÜRECEK’
İç piyasaya ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Şentürk, bölgesinde yaşanan doğal afetler ve havaların çok gitmesinin ürünün kalitesini olumsuz etkilediğini dile getirdi.

Şentürk, modern seraların hava şartlarından çok fazla etkilenmediğini, bu nedenle kaliteli ürünün fiyatının hızla arttığını belirterek, arz ve talebe bağlı olmayan fiyat artışlarının ise yeni Hal Yasası sayesinde önleneceğini savundu.

Şu anda domatesin sera çıkış fiyatının ihracatta 3,2 lira, iç pazarda ise 2,7 lira olduğunu kaydeden Şentürk, eski Hal Yasası düzenlemesine göre hallere gitmek durumunda kalan ürünün, komisyoncuların payıyla birlikte fiyatının fırladığını, yeni düzenlemeye göre üretici olarak doğrudan satış noktalarına gönderme imkânına kavuşulduğuna dikkati çekti.

Yasanın henüz çok yeni olduğunu, uygulamanın oturmasının 1 yıl almasını beklediklerini dile getiren Şentürk, şunları söyledi:

”Birçok market halen halleri kullanıyor. Üreticilerle bağlantıların kurulması ve sistemin oturmasıyla Avrupa’dakine benzer bir sistem kurulmuş olacak. Yeni düzenlemeyle domateste üreticiden çıkış fiyatıyla market satış fiyatı arasındaki dengenin savunucusu olacağız. 1 milyona domates satıyorsam market etikete 2 lira yazıyorsa, bunun hakkının yüzde 20 olduğunu söyleyeceğiz, bu bilgiyi medyayla paylaşacağız. Marketler arasındaki rekabetin de bu konuda tüketicinin lehine olacağını düşünüyorum.”

Miami’yi Ersan durdurdu

Miami'yi Ersan durdurdu

Karşılaşmaya ilk 5′te başlamamasına rağmen 22 dakika sahada kalan Ersan, mücadeleyi 16 sayı ve 6 ribaunt ile tamamladı. 5 kez kullandığı 2 sayılık atışların 4′ünde isabet bulan Ersan, bir kez üç sayılık isabet sağladı ve kullandığı 5 serbest atışı da sayıya çevirdi.

Bucks’da en skorer isim 23 sayıyla oynayan Brandon Jennings oldu. Milwaukee ekibinde Andrew Bogut 13, Stephen Jackson ve Shaun Livingstone 10′ar sayı kaydettiler.

Dwyane Wade’in forma giymediği Heat’de en skorer isim 28 sayı, 13 ribauntla “double-double” yapan LeBron James oldu. Miami ekibinde, Chris Bosh’un 23, Mario Chalmers’ın 12 sayısı mağlubiyeti engellemedi.
Bu sonuçla Bucks, 15. maçında 6. galibiyetini, Heat, 16. maçında 5. mağlubiyetini aldı.

MEHMET’TEN 7 SAYI

NBA’de forma giyen bir diğer milli basketbolcu Mehmet Okur da, takımı New Jersey Nets’in sahasında Charlotte Bobcats’i 97-87 yendiği maçta 7 sayı kaydetti.

Okur, 30 dakika sahada kaldığı maçı 7 sayı, 4 ribaunt 1 asistle tamamladı. Karşılaşmada takımların en skorer isimleri, Nets’de 20 sayıyla Marshon Brooks, Bobcats’de 16 sayıyla Kemba Walker oldu.

Gecenin toplu sonuçları şöyle:
Washington Wizards – Boston Celtics: 94 – 100
Los Angeles Clippers – Raptors: 103 – 91
Miami Heat – Milwaukee Bucks: 82 – 91
New Jersey Nets – Charlotte Bobcats: 97 – 87
Los Angeles Lakers – Indiana Pacers: 96 – 98

Arap Birliği, Bağdat’ta toplanma hazırlıklarına başladı

devlet başkanları, ayında Irak’ın başkenti Bağdat’ta toplanmaya hazırlanıyor.
Bu karar doğrultusunda Genel Sekreter Yardımcısı Büyükelçi Ahmet bin Haliy, başkanlığında bir heyet bugün Bağdat’a giderek temaslarda bulunacak.
Lojistik, idari, teknik, güvenlik ve medya işlerinden sorumlu Arap Birliği heyeti Irak Başbakanı Nuri el Maliki, Hoşyar Zebari ve üst düzey yetkililerle geçen yıldan beri ertelenen Arap Birliği Ziresi için yapılacak hazırlıklar konusunda görüş alışverişinde bulunacak.
Arap Birliği Genel Sekreteri Nebil el Arabi, bu ay yaptığı Irak ziyaretinde, zirvenin planlandığı zamanda Bağdat’ta yapılabilmesi için hazırlıkların ne aşamada olduğunu gözlemlemişti.

Kara parayla mücadelede “Haziran” sıkıntısı

OECD’nin Kara Parayla Mücadele Mali Eylem Birimi (FATF) tarafından kara para ve terörün finansmanıyla mücadele bakımından ”Riskli Ülke” listesine dahil edilen Türkiye, bu yıl listeden çıkmaya çalışacak.

Türkiye, bu yıl ayına kadar Terörün Finansmanıyla Mücadele Kanunu’nu yetiştirebilirse “Riskli Ülkeler” listesinden çıkacak. Türkiye’yi OECD’de riskli ülke kategorisine dahil eden gelişmeler Terörün Finansmanıyla Mücadele Kanununa yönelik taleplerle başlamıştı. FATF’ın 2007′de hazırladığı raporda, “Türkiye’nin mevzuatındaki terörün finansmanı suçunun kapsamı ve unsurlarına ilişkin düzenlemelerin FATF standartlarına göre eksik ve yetersiz olduğu, ayrıca terörist mal varlıkları ile ilgili dondurma prosedürü konusunda düzenlemelerin bulunmadığı” belirtilmişti.
Yetkililer, riskli ülkeler listesinde bulunmanın, Türkiye’nin finans maliyetini artırma riskini taşıdığını ifade etti.

‘Temyiz sürecinde herkes sorumlu davranmalı’

Genel Başkanı Devlet Bahçeli, cinayeti davasında verilen kararla ilgili, ”Bundan sonra, Özel Yetkili Mahkeme’nin verdiği söz konusu kararın, ’daki temyiz aşamasının sonuçlanmasına kadar herkes dikkatli olmalı, beyanlarında sorumlu davranmalı ve kavga çığırtkanlığı yapmaktan uzak durmalıdır” dedi.

Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada, Genel Yayın Yönetmeni ’in vahşi bir cinayete kurban gitmesinin üzerinden beş yıl geçtiğini, kökeni, kimliği ve kişiliği ne olursa olsun, bir insanın elinden yaşama hakkını almanın vicdanla ve manevi değerlerle bağdaşır hiçbir tarafının olmadığını ifade etti. Bahçeli, bu yüzden Ermeni asıllı bir vatandaşının katledilmesini milletinin asla tasvip etmediğini ve kabullenmediğini belirterek, suikastının arkasından başlayan yargı sürecinin en sonunda temyiz aşaması dışında neticelendiğini ve hüküm tesis edildiğini hatırlattı.

Bu kapsamda, Özel Yetkili İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin beş yıldır devam eden 19 sanıklı Hrant Dink cinayeti davasını karara bağladığını kaydeden Bahçeli, asıl fail olarak suçu sabit görülen şahsın, temyiz yolu açık olmak kaydıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldığını, davanın soruşturma ve kovuşturma aşamaları böylelikle sonlandığını anlattı.

Bahçeli, şöyle devam etti:

”Buradan anlaşılacağı üzere, ilgili mahkeme işlenmiş suça karşılık olarak meri mevzuatta tanımlanan en ağır cezayı vermiş bulunmaktadır. Ne var ki, verilen karar birçok çevrede görüş ayrılıklarına yol açmış; farklı yorum ve itirazlara neden olmuştur. Bilhassa, cinayetin işlenmesinde örgüt izine rastlanmadığına dair hukuki tespit eleştirilmiş ve bu durum şaibeli bulunmuştur. Bitmemiş yargısal süreçle ilgili erken ve aceleyle yapılan temelsiz değerlendirmeler öncelikle adalet anlayışındaki şüpheleri yoğunlaştıracak ve bu haliyle de hiçbir faydası olmayacaktır. Nitekim fırsattan istifade eden ‘Hepimiz Ermeniyiz’ diyen güruhun, meseleyi kaşıyarak konuyu farklı mecralara çekmeye çalışması yeni bir çekişmenin ve kutuplaşmanın habercisi niteliğindedir. Kaldı ki, son beş yıldır konu her yönüyle istismar edilmiş ve sürekli ülke gündeminde tutulmuştur.

milletine mensubiyeti hiç akıllarına getirmeyenlerin, ortak bir slogan etrafında buluşarak Hrant Dink cinayetinden nemalanmaya çalışmasını elbette aziz milletimiz ibretle ve endişeyle izlemektedir. Üstelik Senatosunda, önümüzdeki hafta görüşülecek olan sözde Ermeni soykırım iddialarını inkar edenlere cezai yaptırım uygulanmasına dönük teklifin arifesinde, Hrant Dink kararı çerçevesinde oluşturulmaya çalışılan ideolojik yığınağın çok manidar olduğu da gözlerden uzak tutulmamalıdır.

Mezkur cinayet davasında, zorlama örgüt arayışında ve imalinde olanların, başka hukuki konularda seslerini dahi çıkarmamaları ve hatta alkış tutmaları düştükleri çelişkinin ve girdikleri açmazın suç halinden başka bir anlama gelmeyecektir.

Türkiye’nin bu denli hassas ve nazik döneminde, yeni bir kriz konusu yaratarak ‘Hepimiz Ermeniyiz’ hezeyanlarının tekrar gündeme getirilmesi maksatlı olduğu kadar sorunlu gelişmelere de kapı aralayacağı bir an olsun ihmal edilmemelidir.

Bundan sonra, Özel Yetkili Mahkeme’nin verdiği söz konusu kararın, ’daki temyiz aşamasının sonuçlanmasına kadar herkes dikkatli olmalı, beyanlarında sorumlu davranmalı ve kavga çığırtkanlığı yapmaktan uzak durmalıdır.

Özellikle davaya bakan bir hakimin, ‘tatmin olmadım’ sözünün ise karar ve vicdanlarıyla konuşması gereken zihniyetine aykırılık teşkil ettiğini ve davanın seyrini gölgelediğini bilmek ve anlamak lazımdır.

Milliyetçi Hareket Partisi, adalet kurumunda ve uygulamalarında ciddi tahribat görmekte ve bunu da sürekli olarak gündeme getirmektedir. Ancak, gizli niyetler kapsamında, hukuku yozlaştırarak başkalarının değirmenine su taşıyan fütursuzlukları ve hesaplı yaklaşımları da hiçbir şart altında masum ve kabul edilebilir görmemiş ve bundan sonrada görmeyecektir.”

Bağış: Yargıya bir fırsat verin

– AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, ’nın Büyükelçisi Eberhard Pohl’u makamında kabul etti.

Bağış, Dink cinayeti davasındaki karar hakkındaki bir soru üzerine, kamu vicdanındaki rahatsızlık ile ilgili olarak ve Recep Tayyip Erdoğan’ın da aynı hassasiyeti vurguladıklarını hatırlattı.

Birliği’nden de bu konuda çağrılar geldiğini ifade eden Bağış, “Yargımıza bir fırsat verilmesi gerektiğine inanıyorum. Yargımızın daha temyiz süreci var. Bu işin süreci var. Onu bir görelim. Ondan sonra neticeyi birlikte değerlendirelim” dedi.

Henüz bir netice almak için çok erken olduğunun altını çizen ve AB Komisyonu’nun da dava ile ilgili talepte bulunduğunu kaydeden Bağış, şöyle konuştu:

“Ama gönül isterdi ki Roj TV ile ilgili olarak da Danimarka’ya benzer bir talepte bulunsunlar. Çünkü Danimarka mahkemeleri de Roj TV’nin bir terör örgütünün borazanı olduğunu tescil etti. Roj TV’nin fonlarıyla yönetildiğini kabul etti, ama kapatmadı. Buradaki tezadı da AB’nin görmesi gerekirdi.

Böyle ‘dediğimi yap, yaptığımı yapma’ zihniyetiyle AB maalesef kredibilite kaybına uğruyor. Ama Türkiye’nin kendi iç dinamikleri açısından bu ülkenin vatandaşıdır. Katledilmiştir ve bu soruşturma kapsamında ortaya çıkan delillerle ilgili olarak davanın üst düzey yetkilileri bile ‘örgüt yoktur diyemem, delil yok’ diyor. O zaman delillerin bulunması için daha sıkı bir çalışma, işbirliği gerekiyor ve ’ın bu davayı nasıl ele alacağı da çok önemlidir. Ona bir fırsat tanımayı daha doğru buluyorum.”

Evde konaklama alternatifleri artıyor

Evde konaklama alternatifleri artıyor

Günlük ev kiralama sektöründe ’nın en büyüklerinden olan 9flats.com’un kurucusu ve CEO’su olan Stephan Uhrenbacher, geleneksel seyahat anlayışına farklı bir bakış getirdiklerini ve turistlere evlerde kalma imkanı sağladıklarını söyledi.

104 ülkede 25 binden fazla evle anlaşma sağladıklarını söyleyen Uhrenbacher, 15 eurodan başlayan fiyatların ve yerel bir tecrübe yaşamanın tatilcilere çekici geldiğini kaydetti.

Şirketin yöneticilerinden Cem Yücesan da büyük çoğunluğu İstanbul’da olmak üzere Türkiye’de bine yakın evle anlaşma yaptıklarını söyledi. Bu evlerin kalite kontrolünü genellikle üniversite öğrencilerini işe alıp yaptırdıklarını anlatan Yücesan, “Mevcut sistem ev sahipleri için de önemli bir kazanç fırsatı sağlıyor. Son dönemde sisteme ilginin giderek arttığını görüyoruz. Ev sahipleri kullanmadıkları odalarını, dairelerini veya villalarını kiralayabiliyor” dedi.

genelinde en çok Berlin, Londra, Barcelona, ve Hamburg’un ilgi gördüğünü kaydeden Yücesan, turistlerin tercih ettiği ortalama konaklama bedelinin de 40 olduğunu ifade etti.

Yücesan şöyle devam etti:

“Genelde her kesim ve yaştan misafirimiz var. Dolayısıyla kullanıcıların demografik özelliklerine bakarak çok belirgin bir resim çizemiyoruz. Ancak misafirlerin en önemli özelliği yeniliğe açık ve arkadaş canlısı olmaları. Bu profile uymayan misafirler pek sıcak bakmıyor.”